BİYOGRAFİ
Alina Aygen (d. İstanbul), Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nden lisans derecesini aldı. Lisans eğitiminin ardından yüksek lisansını tamamlayarak akademik geleneğe dayalı bir altyapıdan beslenen sanat pratiği geliştirdi; figüratif resmi çağdaş bir problem alanı olarak ele alan, beden, yapı ve madde ilişkilerini merkezine alan çalışmalar üretmektedir.
Çalışmalarımda bedeni bir anlatı aracı olarak değil, taşıyıcı bir yapı olarak ele alıyorum.
İnsan figürü benim için bir kimlik, bir portre ya da bireysel bir hikâye değildir; yük, direnç, yıpranma ve dönüşümün gerçekleştiği aktif bir yüzeydir.
Desen ve resimlerimde beden; bir duvar, kolon, sığınak ya da mimari bir parça gibi konumlanır. Kas, kemik ve deri; zamanın, baskının ve hafızanın tortusunu taşır. Figür çoğu zaman eğilir, sıkışır, bozulur ya da silinir; çünkü ilgilendiğim şey ideal form değil, dayanıklılığın sınırlarıdır.
Desen pratiğim, bu yapının arkeolojisi gibidir. Anatomik doğruluk benim için yalnızca bir başlangıç noktasıdır; bilinçli deformasyonlar, eksiltmeler ve sapmalar yoluyla bedenin yapısal kırılganlığı görünür hâle gelir. Yağlıboya çalışmalarımda ise yüzey kalınlaşır ve ağırlaşır; boya, bedensel bir maddeye dönüşür. Resim, yalnızca bir imge üretmez; fiziksel bir yük taşır.
Son dönem işlerimde figür giderek belirsizleşir. Beden ile mekân, et ile toprak, yapı ile kalıntı arasındaki sınırlar çözülür. Bu noktada resim, insanın doğayla ve maddesellikle kurduğu ilişkiye dair bir eşik hâline gelir. Beni ilgilendiren, bedenin ne olduğu değil; neye dönüştüğüdür.
Üretim pratiğim, insanın kendi ağırlığıyla kurduğu sessiz mücadeleyi kayda alan bir süreçtir. Bu çalışmalar, bir anlatı sunmaktan çok, orada kalmış bir iz gibi durmayı amaçlar.